ÖLÜM DEFTERİ

Karşımıza çıksa kullanmaktan çekinmeyeceğimiz bir defter..

Japonca okunuşu ile desu noto, kimin eline geçse, inatla ben kullanmam bunu dese bile, gün gelir gireceği bir psikoz, yada sinir harbi ile kullanmaktan çekinmeyeceği bir silaha dönüşür. İşte sorun bundan sonrasını getirmek, bir halt yedik bari yakalanmayalım ya da bu defteri öyle bir kullanırım ki dünya da tanrı gibi olurum. Düşünün birini güç kullanmadan öldürebilmek hemde istediğiniz bir şekilde ve kurbanınızı istediğiniz gibi yönlendirerek. Büyük ihtimal death note sonrası, bugünlerde maskesiz gezemediğimiz gibi, istisnasız herkes sahte isimle gezerdi.

Bazı seriler vardır aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, bir şekilde kendini hatırlatır ve bir bölüme göz atayım derken, bir bakarsınız tekrar tüm seriyi izlemeye başlarken bulursunuz kendinizi. işte death note da bu serilerden daha doğrusu animeler den biri. Her anime gibi başarılı bir manga uyarlaması aslında. o kadar başarılı oldu ki, tüm dünyadan çoğu anime severin en beğendiği seri oldu ve şu ana kadar bu serinin tarzına da pek yaklaşan olmadı. death note bir yandan da başarılı bir işin uluslararası anlamda ne kadar takdir toplayabildiğini ve o eseri oluşturan ülkeyi de popüler bir hale getirip olumlu bir etki yarattığının da göstergesi aslında. zaten anime ve mangalarıyla meşhur Japonlar bu seride, özellikle ilk on bölümü, kaliteyi o kadar el üstünde tutmuşlar ki, daha ilk bölümden kendine bağlayan ve bir bölüm izlemenin asla yetmediği, işi gücü bırakıp, bir bölümün diğer bir bölümü takip ettiği; fantastik bir hikaye de, detektiflik ve gerilim ögelerini harmanlayan, içerisinde basmakalıp bir kahramanın olmadığı, apayrı bir seyir zevki yarattılar.

2006 yılında gösterime giren death note un bu etkisi aslında bölümlerin son derece konuya odaklı ve hızlı bir şekilde ilerlemesinden kaynaklanıyor. Zaten bu yazıyı okuyanların anime ve mangayı takip ettiklerini varsayarak direk konuya geçersek. Genç bir lise öğrencisi, Light Yagaminin, bir shinigami yani ölüm tanrısı tarafından kasten düşürülen bir defteri alıp, suçluların üzerinde test ederek onları öldürmesi ve devam eden suçlu ölümlerinin ardından, dünyanın en iyi detektifinin takibi ile, bu kişi en büyük rakibi olacak L takma adında onunla aynı yaşta biri ve L’in olayları son derece hızlı çözmesi, daha serinin ilk üç bölümde cereyan eden şeyler. Defteri dikkatli bir şekilde kullanıp suçluları öldürmeye devam eden ve ardında iz bırakmamaya çalışan, toplum içinde kira adını alan light yagami nin, hamlelerine ne kadar dikkat ederse etsin, sanki bizimle animeyi izliyormuşcasına L in, Light ın kira olduğu kanısına varması ve genç yaşlarına rağmen bu iki zeki karakterin birbirleri ile amansız rekabetleri, daha doğrusu aralarında yaşanan akıl oyunları bizi ekrana kililiyor.

Aslında bu seride ölüm tanrıları biraz arka planda kalıyor. bu kadar ölüme sebep olan ve aslında suçlanması gereken baş aktör onlar ama bir yandan da yapımcılar bunu bilerek böyle tasvir ettiklerini açıklamışlardı. Birbirinden farklı karakter ve görünüşlerde olan shinigamiler, özellikle light la bütünleşen ve onun peşinden ayrılmayan ryuk, her ne kadar özenle tasarlanıp bize sunulsa da, ilk tasarımları daha insana benzeyen ve karizmatik modellermiş. Daha sonraları light ve L in önüne geçmemeleri için üzerlerinde biraz oynanmış, oldukça da yerinde bir karar olmuş. Bir ara düşünmedim değil, Light pek umursamasa da peşinde devamlı bir ölüm tanrısının gezmesi pek rahat bir durum değil. Tamam arada sohbetini et, her ne kadar sana yardım etmese de fikir almaya çalış vs.. ama bir wc ye girdiğinde de peşinden gelirse ve akabinde o sırıtışları, o zaman baya bir sıkıntı. Ligt ın da bir özel hayatı vardır herhalde. L karakterine geri dönersek, önceden bahsettiğim gibi, kısa sürede Light ın Kira olabileceğinin farkında, her ne kadar başlarda bu ihtimali yüzde 5 ve 10 gibi sayılar da tutsa da aslında emin sadece bunu ekibindeki ve diğer herkese ispat etmesi gerekiyor. Bu arada, tatlı yeme delisi bu karakterin, kafanızla kalori kaybedersiniz tavsiyesini dinlemeyin sakın, şeker hastası olursunuz. Light da aynı L gibi oldukça zeki bir karakter, zaten ölüm meleği Ryuk un da bahsettiği üzere, Light defteri şans eseri bulsa da, Ryuk istese bu defteri taşıyacak daha iyi bir aday bulamazdı, o da bunun farkında. Light zamanla, hem yaşının verdiği kibir hemde zekasına güvenerek kira rolüne gittikçe daha da ısınıyor.

bölüm aralarında sık sık karşımıza çıkan, ve death note un nasıl kullanılacağına dair kurallardan bazıları

Light, L ile olan savaşında doğru ve akıllıca hamleler yapsa da, L in zekası ve öngörülerine bir süre sonra yeniliyor. Üstün zekasının yanında şansının da yaver gitmesi lazım, işte burada yardımına, ona aşık olan bir ölüm meleği ile birlikte ikinci bir kira karşımıza çıkıyor. Misa misa adında kimi zaman seksi kimi zaman biraz çığırtkan ve masum bir hanım kızımız. Klasik bir anime karakteri anlayacağınız. Lightın şansına ona deliler gibi aşık ve ne isterse yapmaya müsait. Ama Misa, Light a, L karşısında elde edemeyeceği zaferi kazandıran en kilit karakter oluyor. Light ın, L e yakalanacağını kestirmesi üzerine planladığı ve hafızasını kaybettiği oyunda son derece zekice kurgulanmış. Gözümüzü ayıramadığımız ve bölümlerin su gibi aktığı bölümlerde zaman zaman kiranın kızıl ve L in mavi tonlarda belirerek o kısa sahnelerle süslendiği kısımlar benim bu animede en sevdiğim ve farklı bulduğum şeylerden biriydi. Bu tarz sahneler genelde karakterlerin dönüm noktaları ya da karşı tarafı yenilgiye uğratacaklarına emin oldukları strateji ve adımı attıklarında karşımıza çıkıyordu. Ayrıca bu animede en unutulmaz bölümler, sadece benim için değil fanları içinde geçerli, sekizinci bölümde, ölen fbı ajanının eşi, kafası sanki L e meydan okurcasına zehir gibi çalışan ve olayı çözmeye yaklaşmış ajan misoranın, Light ın onun merkeze gitmesini engellemek için sarf ettiği çaba ve en sonunda, shinigami gözleri olmadan ajanın gerçek ismine ulaşmayı başardığında ve o esnada misoranın saatine neden sürekli bakıyorsun sorusuna çünkü ben kirayım cevabını vermesi. Bir diğer bölümde helikopter de Light ın hafızasına ulaşarak,tam planladığım gibi cümlesini kurduğu ve onu takip eden şeytani bakışları.

Farkettiyseniz en popüler ve en beklenen anlar Kiranın zafere ulaştığı yada kendini gösterdiği zamanlar. Hızlı yükselişe geçen bölümler bir süre sonra biraz yavanlaşıyor diyebiliriz. Kesinlikle seyir zevkini kaybetmiyorsunuz ama sadece Light yaptığı plan gereği bir süre kira olamıyor ve ryuk ta ortalardan kayboluyor. Sadece bu bölümlerde değil daha sonraları da yine Light ın stratejisi dahilinde defter el değiştiriyor. Defteri başka kullananlarda oluyor. Bu arada defteri kullananlar kurallara göre öldükten sonra ne cehenneme gidebilir ne de cennete. Bu tarz cümleler ateizmin en yaygın olduğu japonların ellerinden çıkması da biraz ironik aslında. Dizide ki en önemli dönüm noktası yani L in ölümü ardından gelen eleştiriler ve dizideki eski tadın kalmadığı söylense de. L sonrası ortaya çıkan iki yeni karakter near ve mello da , zaman zaman L i andıran ama daha çok kendilerine özgü ve iyi kurgulanmış farklı karakterler. Mello sigara tiryakisi gibi çıtlattığı çikolatası ve near da en önemli anlarda bile elinden bırakmadığı farklı oyuncaklarıyla sempatik geliyordu bana. Zaten dizinin sonunda ve yine son kez buluştukları zaman itiraf ediyorlar, tek başımıza L i geçemeyiz ama ikimiz birleşince L kadar iyiyiz. İşte Light Yagaminin, zekasına, şansına ve her dediğini yapan,sıkı sıkıya bağlı müttefiklerine rağmen, Kira efsanesini de sona erdiren bu ikili oluyor. Her ne kadar near galip gibi gözükse de, ölmeden verdiği ipuçları ve kira davasını belli bir yere kadar getiren L in de aslında bu zaferde payı çok büyük. En büyük şanssızlığı, Light ın emrini yerine getiren müttefikler bulabilmesi ve çözdüğü davanın oldukça sıradışı ve öngörülemez doğaüstü bir olay olmasıydı. Zaten böyle fantastik bir olay örgüsüne sahip bir durumda bile bu aşamaya kadar davayı çözebilmesi ne kadar büyük bir dahi olduğunu gösteriyor L in, gerçek adıyla lawliet. Bu adın okunuşu ingilizce low light ı andırıyor bize. Bu da güzel bir benzetme aslında, Light a karşı duran bir isim. Benzer bir durum, L öldüğünde yerine geçen Light ın L ismini logosuyla sürdürmesi. İsminin ilk harfleri uyum sağlıyor.

Bu seriyi en unutulmaz kılan yanlarından biri harika senaryorsu ve çizimleri dışında, müzikleri oldu. Death note un, en iyi hollwood filmlerini kıskandırırcasına, oldukça başarılı bir soundtrack i var diyebiliriz. Özellikle dinlediğinizde beyin gücünüzün ve stratejik hamlelerinizin 10 kat arttığını hissedeceğiniz himitsu https://www.youtube.com/watch?v=TPnOs6ZEv9E ve imperial march tan sonraki en etkileyici marş diyebileceğim theology of death https://www.youtube.com/watch?v=0UbajWtCGmw.. tabii sadece bunlar değil L ve Kiraya özel themeler, kyrie senfonileri ve diğer parçalar da son derece etkileyici ve animeye ruh veren müzikler. Zaten her başarılı yapımın vazgeçilmezi ve bütünleyicisi değilmidir bu soundtracktler. Mesela last airbender da da aynı şekilde harika bir animasyosunu tamamlayan, o eserle bütünleşen müzikleri vardı. Sadece animasyon için geçerli değil tabi, oyun dünyasında da witcher 3 ve elder scrolls skyrim da, mükemmel oyunlar oldukları kadar dinlemeye doyulmayan soundtracktleri vardı. Konumuz Death Note dan biraz dağıldı ama aklıma gelince bu konuya da değinmek istedim. Bu arada, Light ı seslendiren kişiye ayrı bir parantez açalım. animasyonun da light ı seslendiren Mamoru Miyano, sanki light ın gerçek dünyadaki hali. resmine bakın yada diğer görsellerine, çevirilen ve haklı olarak yerden yere vurulan o filmlerdeki cast seçimlerinden çok daha iyi. Bu durum L karakteri için geçerli değil yalnız, L de tam aksine film castında çok doğru seçilmiş ama seslendiren kişi doğal olarak pekte andırmıyor bu farklı karakteri.

Death note ile Kira yaratmak istediği mükemmel dünyayı yaratamadan, finalde işe yarayacağından emin olduğu planının işlememesi ile alışık olmadığı kaybetmenin şokuna girerek kendi ölümü ile sonuçlandı. Aslında sadece anime de değil hiçbir yapımda kolay kolay, ana karakterin bir villain yani kötü adam olarak sunulduğunu göremezsiniz,bu seride izleyicilerin onun safında yer etmesini sağlayabilmek bu yapımı diğerlerinden farklı kılıyor. İlk başlarda biraz egosu da olsa sizden bizden biri olarak görünen light yagami ve zaman zaman bize sunulan suçlulardan arındırılmış ve güçlülerin güçsüzlere şiddet uyguladığı bir dünyaya karşı olan ve onlara hakettikleri cezayı veren bir Light ta herkes kendinden bir şey bulabilirdi. dile kolay L i egale ettikten sonra altı yıl dünyayı Kira olarak tehdit etmesi, dizide dönüm noktası dediğimiz L in ölümü ardından Light ın karakterinde farklılılara sebep oldu. Zaten potansiyel olan yüksek egosu iyice artmış dahada tehditkar bir hale gelmişti. Zaten 37 bölümlük bir dizide son bölümdeki light ın girdiği o sıradışı tepkileri bunu yüzümüze vuruyordu. Ama herşeye rağmen Kira karakteri, kendilerine özgü bir karizmaya sahip L ve takipçileri olan near ve mello dan daha fazlaydı. Özellikle Kira olarak belirdiği kızıl saçlarıyla, o kısa sekanslar ve şeytani gülüşler sadece beni etkiliyor olamaz. büyük ihtimalle seni iki yıl sonra yine izlerken bulacağım kendimi..

%d blogcu bunu beğendi: